Ana içeriğe git Paylaşıma git

Açık turkuaz zemin üzerinde avucunda dünya küresini tutan koyu turkuaz renkli bir el var. Dünyanın üzerinde yalnızca siyahla çizilmiş paralel ve meridyenler bulunuyor. Altta büyük harflerle ve yine koyu turkuaz renkte EEEH yazıyor. İlk E harfinin içinde eşit, ikinci E harfinin içinde engelsiz, üçüncü E harfinde erişilebilir ve H harfinin içinde hayat yazıyor. Sözcükler beyazla yazılmış.

32. Sayı: Beyaz Baston ve Erişilebilirlik özel say

Yıl: 2016 | Ay: 10

Editör: Elif Emir Öksüz, Deniz Aydemir Döke

EEEH Dergi

Eşit, Erişilebilir, Engelsiz Hayat

 

Sayı: 32

Ekim 2016

Editörler: Elif Emir Öksüz, Deniz Aydemir Döke.

Yazım Denetimi: Gülcan Altun, Pınar Yavuz.

Web Sorumlusu: Burak Sarı.

Ses Teknik Destek: Engin Albayrak.

Yayınlayan: Engelsiz Erişim Derneği.

 

İletişim Bilgileri:

 

Web: http://eeeh.engelsizerisim.com

E-posta: eeehdergi@gmail.com

Facebook: www.facebook.com/eeehdergi

Twitter: www.twitter.com/eeehdergi

 

 

Merhaba değerli okurlar,

Tam otuz bir aydır internet ortamında sizlerle buluşan dergimiz, bu ay Engelsiz Erişim Derneği ve Boğaziçi Üniversitesi GETEM tarafından düzenlenen Beyaz Baston ve Erişilebilirlik Festivali kapsamında, hem internet üzerinde hem de basılı olarak sizlerle olacak. Ayrıca yepyeni logomuz da bu sayımızla birlikte görücüye çıkıyor.

Bu sayımız için daha önceki sayılarda yayımlanmış yazılardan oluşan bir seçki hazırladık. Seçmek nasıl zor oldu bilemezsiniz. Seçtiklerimizle yetinmek istemezseniz, internet sayfamıza bir göz atın. Hepsi ve çok daha fazlası orada sizleri bekliyor.

Dilerseniz, bu özel sayının, özel mi özel yazılarına geçelim artık. Açılışımızı GETEM Direktörü Engin Yılmaz’ın “Bana Bozuk Bir Şeymişim Gibi Davranma” adlı yazısıyla yapıyoruz. Sağlamcılık hakkındaki bu nefis yazı dönüp dönüp okuyacağınız nitelikte bir yazı. İkinci yazımız, “Hem Kadın Hem Körsen, Keşke Ölsen”, Gamze Sofuoğlu’nun en sevilen yazılarından biri oldu. Bu güne kadar hiç düşünmüş müydünüz engellinin kadını ve erkeği olduğunu? Hem engelli hem kadın olmak nasıl bir fenomenmiş bilmek istiyorsanız Gamze’ye bir kulak verin. Sırada bütün avantajlı ve dezavantajlı kimlikleri bir arada ele alan bir yazı var. Deniz Aydemir-Döke “Ayrıcalıklılar” başlıklı yazısında, sahip olduğumuz ama aslında hiç farkında olmadığımız ve sahip olmadığımız için her gün tekrar tekrar ötekileştirildiğimiz üstünlüklere dikkat çekiyor. Bütün bu üstünlükler aslında bir yerlerde bir araya gelip bir kimliğe bürünüyor. İnsanlar, kendilerini ve birbirlerini “zenginler”, “doktorlar”, “Müslümanlar”, “İstanbullular” gibi etiketlerle tanımlıyor. Kimi zaman bu kimlikler yerli yersiz masaya getiriliyor. Meral Sözen, “ Bir Kimlik Olarak Engellilik” adlı yazısında, bir engellinin kuru fasulye hakkındaki görüşlerine yer veriyor. “Ne alaka” mı dediniz içinizden? O zaman bu yazı tam size göre. Körler sağırlar birbirini ağırlar diye bir deyim vardır bilirsiniz, peki bir kör ile bir sağır nasıl iletişim kurar bilir misiniz? Burak Sarı, bir kör olarak işaret dili öğrenme deneyimini aktardığı yazısıyla özel sayımızda sizlerle buluşuyor. Belki bazılarınız bir körün işaret dili öğrenmesinin mümkün olmadığını düşündünüz. Pek çok insan, engelliler hakkında pek az şey bilip hemen kesin hükümlere varabilir. Bu duruma epeyce bozulan İlke Çeperli mizahi yaklaşımıyla sakatlar hakkında doğru bilinen yarım yamalakları ele alıyor.

Evet biraz gülümsedikten sonra ciddi konulara geri dönebiliriz. Bir çift için bebek sahibi olmak büyük bir değişimdir. Farkında olmadan pek çok beklenti yüklenir minicik bebeciğin omuzlarına. Eğer bu yavru engelliyse, anne baba ne yapacağını, beklentilerini nasıl şekillendireceğini bilemeyebilir. Canan Çam Yücel, engelli bir çocuğun ağzından ebeveynlere sesleniyor, anne babasından neler istediğini anlatıyor. Bu yazıyı okumakla kalmayın, engelli bir çocuğa sahip olan ailelere de mutlaka okutun. Herkese okutulması gereken bir başka yazı da Pınar Yavuz’dan. Pınar, ailelerin çocuklarına engelliliği nasıl anlatabileceğini ve onları engellilerle doğru iletişim kurabilmek için nasıl hazırlayabileceklerini bizlerle paylaşıyor. Maalesef sevgili okurlar, olay “hepimiz birer engelli adayıyız” demekle bitmiyor. Kaldı ki bu cümle biz engellileri çileden çıkarıyor. Neden mi? Cevabı Elif Emir Öksüz’ün yazısında. Eylem Yurtsever de çileden çıkanlardan. Fotoğraf çekinmek onun için kâbus gibi bir şey. Fantastik kurgu severler, Eylem’in fotoğraftan kaçmak için çıktığı zaman yolculuğu sizi de içine alıp uzaklara götürebilir. Yolculuk demişken Adem Kaptan’a kulak verelim. Adem Vural, erişilebilir bir yelkenli macerasıyla bizlerle. Herkes Adem Kaptan kadar şanslı mı? Tarihi ve turistik mekânlar acaba ne kadar erişilebilir? Sesli betimleme eleştirileriyle tanıdığımız Gülcan Altun, bu sayı için turizmde erişilebilirlik hakkındaki yazısını bizlerle paylaştı. Erişilebilirlik hayatın her alanında karşımıza çıkan bir durum. Tatilden tutun da yemek yapmaya hatta tuvalete gitmeye kadar uzar gider. Farklı engel grupları için farklı anlamlar taşır. Peki körler bilgisayara nasıl erişir biliyor musunuz? Engin Albayrak merakınızı gidermek için sizlerle. Bir körün erişilebilir bir sınav alması ne anlama gelir acaba? Birinin yanına oturup soruları ona okuması diyorsanız eğer, çok yanılıyorsunuz. Zeynep Şule Yılmaz ideal bir sınav deneyiminin nasıl olması gerektiğini, gerçekten bir sınava erişmenin nasıl sağlanabildiğini aktardığı yazısıyla bizlerle. Biliyor musunuz, bazen bir hediyeye bile sevinemiyor insan. Sorun yine erişilebilirlik. Peki kime ne hediye alınmalı? Erişilebilir bir hediye nasıl olur? Yılbaşı yaklaşıyor, öğretmenler günü kapıda, doğum günleri, yıldönümleri yılın her yerine dağılmış durumda. Eğer varsa görmeyen bir tanıdığınız, Mürşide Ciğerlioğlu’na kulak verin, körcül bir hediye alıp hediye edin.

Keyifli okumalar

 

Dergi İçeriği

Paylaş

Facebook'ta paylaş
Google+'da paylaş