Toplam Okunma 0

25-26 Şubat 2016 tarihlerinde Ankara'da gerçekleşen Yüksek Seçim Kurulu çalıştayıyla ilgili izlenimlerimi paylaşmadan önce şunu belirtmeliyim ki bu çalıştayın sonucu ne olursa olsun bence çok anlamlı bir iş yapıldı. İlk defa hem sakat seçmenler hem de YSK yönetimi bir araya geldi ve karşılıklı birbirlerini dinlediler. Sorunlar tartışıldı, yöntemler üzerine konuşuldu ve ortaya sonuçları bakımından net hedefler ve bir takvim çıktı.
Katılımcılar genel olarak sakatlık meselesine aktif şekilde taraf olan, kendisine verileni sorgulayan ve gerektiğinde reddeden STK’ lardan oluşmaktaydı. Bu önemli bir durum zira işin kolayına kaçmaya çalışan kurumlar hemencecik insanların ağzına bir kaşık bal çalıp sonra da çok büyük bir iş yapmış gibi bolca hava atabiliyorlar. Bu bakımdan çok değerli bir grup gelmişti çalıştaya. Engelsiz Erişim, Eğitimde Görme Engelliler Derneği, Türkiye Sakatlar Derneği, Altınokta, Rusihak ve adlarını burada sayamadığım diğer STK’lar.
İlk gün yöntem üzerine giriş yapıldı ve sorunların ele alınış biçimi üstüne konuşuldu. Açık söylemem gerekirse bu tarz çalıştayların programları biraz fazla rahat ve süre de o nedenle sanki bol keseden harcanıyor. Yine de insan böyle bir çalıştay yapıldığı için bu kusuru çok da sorun etmeyebilir. Engelsiz Erişim olarak 4 kişilik bir ekiple bu çalıştaya katıldık. Adem Vural, Ayça Balcı Güngör, Engin Yılmaz ve bendeniz Levent Açlan. Sorunlar noktasında ne kadar da dertliymişiz demeden edemedim,  memleketimin körü topalı, sağırı ve yaşlısı olarak. Fiziksel zorluklar, görevlilerin iş bilmez ve üstüne problem yaratan tavırları, oy pusulasının erişilebilir olmayışı, insanların farklılıkları gözetilmeksizin tek tipe dönük yapılan hazırlıklar, kişilerin refakatçi eşliğinde oy kullanmak ve siyasi kanaatini beyan etmek zorunda bırakılması, bazen refakatçilerin bu durumu istismar etmeleri vs vs. Çok ciddi bir güvenlik kaygısı ve neyin nasıl yapılabileceğine ilişkin yoğun bir kafa karışıklığı. Sorunların birkaçı bunlardı ve YSK yönetimi bunları sabırla dinledi, not aldı ve gerektiğinde sorunun daha da açılarak anlatılmasını rica etti. Bunlar bu çalıştayın yapılmasına uygun doğru adımlar diye düşünüyorum.
Aralarda katılımcılar olarak birbirimizi dinledik ve sorunlar noktasında fikir alışverişlerimiz oldu. Kolsuz bir kişinin nasıl oy kullanabileceğinden tutun, işitme engelli ve okuması yazması olmayan bir kişinin nasıl oy kullanabileceğine kadar geniş bir yelpazede sorunlarımızı paylaştık. Sorular ve karşılıklı diyalog böyle yerlerde STK dediğimiz yapıların birbirine yaklaşmaları ve ileriki dönemlerde yine güzel işbirliklerine imza atmaları hususunda son derece faydalı oluyor.
YSK başkanı, milletvekilleri, federasyonlar ve YSK kurulu üyelerinin varlığı konunun ele alınmasında ve sorunların çözümünü ararken bence meseleye özgül bir ağırlık kattı. Sorunun tarafları bir araya gelince yapılan işten yana biraz daha umutluyum. Çözüm kısmına gelirsek şayet ki ben en çok bu kısmı seviyorum, Engin Yılmaz'ın sunduğu erişilebilir tablet pusula tüm katılımcıların ilgisini çekti. Kuşkusuz ki, her farklılığın çözümleri de farklı olacaktır ve bu şablon tüm farklılıkları bir araya getirip çözmeyecektir ancak körler ve okuma yazma bilmeyen seçmenlerin işine çok yarayabilir.
Sistem bir oy pusulasının ölçülerinde hazırlanacak bir tablet pusula yardımıyla hayata geçirilmekte. Pusula, tablet pusulanın arasına yerleştiriliyor ve bu tablet üzerinde yer alan sesli barkot etiketleri, Braille yazı gibi unsurlarca destekleniyor. Dileyen kör, sesli etiket kalemiyle tek tek parti ve genel başkanlarının adlarını dinleyebiliyor, dileyen Iphone cihazıyla yine bir kod yer alan etiketi göstererek aradığı parti veya adayı buluyor.
Konuyla ilgili Youtube videosu aşağıdan izlenebilir:
https://www.youtube.com/watch?v=wTZ-sapAYfM
Bu sistemin başka ve genel faydalarından biri de, pusulaya vurulacak mührün yanlış bir yere kaymaması. Bu çok önemli zira bir oyun bile sonuçları değiştirdiği yerlerde birçok geçersiz oyun çıktığını biliyoruz. Bu sayının birkaç değil, milyonlarla ifade edildiği de herkesin malumu.

Son seçimlerde uygulanan imza şablonu da tam da böylesi bir ihtiyaçtan doğmuş ve seçmenlerin imzalarını taşırmamaları yahut yanlış yere atmamaları için tasarlanmış. (http://www.cnnturk.com/turkiye/1-kasim-secimlerinde-gecersiz-oylarda-buyuk-dusus) Bu tür düzenlemeler demokrasinin kalitesini arttırırken, katılanlar için erişilebilirlik standartlarının da yükselmesi anlamına geliyor.
Tabii tek öneri bu değildi. Elektronik oylama sistemi düşünüldü ve tartışıldı, yine refakatçi sisteminin bir seçenek olarak sürmesi dile getirildi, telefonla oy kullanma konuşuldu vs vs. Bu öneriler YSK ve bazı katılımcılar açısından henüz çok erken bulundu ve fazlaca ilgi görmedi desek yalan değil. Oysa birçok kör, cep telefonunu yahut ev telefonunu gayet iyi kullanır. Neden ileride bu tür yöntemler de olmasın demeden edemiyor insan. Memleket çöplüklerinin demokrasiye aşina olması bir tarafta, kamu sitelerinin fütursuzca saldırıya uğramaları diğer tarafta. Bu nedenle tartışma konusu yöntem daha uzun süre gündeme gelebilecek mi kuşkuluyum. Tabii bizim açımızdan hangi yöntemin olduğu aslında çok da önemli değil. Temel talebimiz açık ve tartışmaya yol açmayacak şekilde bariz. Bir gün, herkesle aynı anda, tek başımıza ve eşit koşullarda oyumuzu kullanabilmek. Çalıştay sonrası alınan kararlardan biri de, YSK’nın web sayfasının erişilebilirliğinin denetlenmesi ve ortaya çıkacak rapor doğrultusunda gerekli düzenlemelerin yapılmasıydı.
Şu sıralar alınan kararlar doğrultusunda YSK web sayfalarını gözden geçiriyor. Her ne kadar bir teklif olarak engelliler için ayrı bir site kurulması önerildiyse de, bu öneri katılımcıların geneli tarafından itirazla karşılandı ve geldiği gibi geri çekildi. Teknik uygulayıcıların meseleye dair tutumlarını göstermesi bakımından önemli.  Eğer üniversitelerimizde, teknik liselerimizde web sayfalarının erişilebilirliğiyle alakalı bir kültür oluşturabilseydik şayet; teknik ekip böyle bir teklifi akıllarından bile geçirmezdi. Başka bir site oluşturulması fikriyse daha önümüzde aşmamız gereken pek çok engelin olduğunu gösteren somut bir örnek. Ancak sakat camiası böyle bir noktada genel olarak bir ve bütün halde itirazını ve somut talebini dile getirdi. Bu birliktelik çok az görülen bir şey. Umarım ki başka konularda da böylesi bir duruş ve tavır ortaya konabilir. Bu camiamız için geleceğe umutla bakmamın en önemli gerekçelerinden biri olurdu kuşkusuz.

Çalıştay sırasında bir katılımcı arkadaşın söyledikleriyse bence çok önemliydi. Adını yanlış anımsamıyorsam; TSD’ den Yıldıray Bey idi. Kendisi okulların fiziksel erişilebilirliğindeki sorunlardan bahsetti. Özetle şunu dedi: "Sakatlar okulların neden sadece giriş katlarında oy kullansın ki? Sekizinci kata da çıkabilmeliyiz."  Çok doğru bir yaklaşımdı bu. Gerçekten seçimlerde çalışan kaç sakat görevli vardır hiç düşündünüz mü? Bu sorunun yanıtı bile ne kadar içler acısı bir halde olduğumuzu göstermez mi acaba?
Bize biçilen elbiseleri giymemek gibi bir hakkımız var ve bu camia kendi talebini dile getirecek ve uygulayacak güce sahip. YSK başkanı Sadi Güven ve kurul üyeleri, hazır bulunan vekiller ve çeşitli bakanlıkların temsilcileri bu çalıştayda söz aldı ve yaptıklarını ve yapacaklarını anlattı. Benimse kafamda şu soru yanıp yanıp durdu. Tüm katılan bakanlıklar görevlerini doğru ve zamanında yapsalar acaba bu çalıştayda konuştuğumuz sorunların kaçta kaçı kalırdı geriye? 2012 yılında büyük umutlarla beklediğimiz ancak hükümetin kendi eliyle yaptığı yasayı birkaç gün kala süre uzatımı adı altında ötelemesi hepimiz için büyük hayal kırıklığı yarattı. MEB okullarını zaten erişilebilir hale getirmek zorunda. YSK ise anayasal bir hak olan seçme hakkı noktasında düzenleme yapmalı. Sonuç olaraksa, pusulasından seçim alanına, okulundan görevlisinin tutumuna birçok şey tepeden tırnağa değişmeli ve demokrasinin vazgeçilmezi olan sandık erişilebilirliği sağlanmalı. Yoksa körler için yazdığımız ama bütün seçmenlerin bir şekilde kendilerine uygulayabileceği şu şarkıyı gür bir sesle söyleyeceğiz.
Körler sandığa varmalı, bastonu mühür yapmalı, seçim erişilebilir olmazsa; tüm yetkililer korkmalı!
2006 senesinden bu yana uğraştığımız erişilebilir seçim talebimizin yine takipçisi olacağız. Bu çalıştayın düzenlenmesine neden olan kurumlara, çalıştayın verimli geçmesinde tüm organizasyona hâkim olan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’na, emeklerinden ötürü çok teşekkür ediyorum. Bu çalıştayın ortaya çıkması fikri birkaç STK’nın ise, uygulanmasında da bu bakanlık ve Kenan Önalan’ın katkısı da yadsınamaz. Hedefler belli, takvim belli ve yeni bir seçim öyle çok da uzaklarda görünmüyor. Sizce bundan sonraki ilk seçimlerde kendi oyumuzu kullanabilecek miyiz?


Sesli Dinle

Yorumlar

Bu yazı için henüz yorum yok.