Toplam Okunma 0
Görselde, görme engelli bir kadının bir müzede eserleri dokunarak ve sesli rehber kullanarak incelediği anlardan oluşan bir kolaj yer alıyor.  Siyah, örgü desenli bir kazak ve siyah pantolon giyen, gözlüklü, kumral bir kadın, elinde beyaz bir baston tutuyor. Sol Üstte: Kadın, kulaklık takmış (sesli rehber dinliyor olabilir) ve at üzerindeki bronz bir heykelin koluna dokunuyor. Sağda: Kadın, beyaz bir melek figürüne dokunurken kameraya gülümsüyor.

Herkese yepyeni bir yıldan merhaba.

Yıl değişti ama ben hâlâ aynı konuyu anlatıyorum. Ne Fransa’ymış arkadaş, yaz yaz bitiremedim. Bu ay söz, bu son. Artık toparlıyorum.

 

Eiffel Kulesi maceramızdan sonra sırada tam gün eğlence vardı. Cuma günü Disneyland’a gitmeyi planladık. O gün ayrıca kızımın doğum günüydü. Sekiz yaşında bir çocuk olsam daha ne isterim ki!

 

Disneyland Paris

 

Bu eğlence parkı, Avrupa’nın en büyük tema parkı sayılıyormuş. Paris şehir merkezinin yaklaşık 45 dakika dışında, Marne-la-Vallée bölgesinde yer alan parka metro ve tren kombinasyonuyla ulaştık. Park iki ana parktan oluşuyor: “Disneyland Park” ve “Walt Disney Studios Park”. Gitmeden önce epey araştırma yaptık ve yine biletlerimizi önceden aldık. 

 

“Disneyland Park” biraz daha küçük çocuklara, “Walt Disney Studios Park” ise daha büyük çocuklara ve yetişkinlere hitap ediyor gibi düşünülebilir. Bilet alırken kaç park ve kaç gün sorularına cevap vermeniz gerekiyor. Biz doğum günü çocuğunun hatırına bu parka gittiğimiz için “tek gün tek park” bileti alıp tüm zamanımızı “Disneyland Park” aktiviteleriyle geçirdik. 

Park aşırı büyük. O yüzden “bir günde iki parkı da gezerim” düşüncesi pek gerçekçi değil.

 

Bilet almak için parkın kendi uygulamasını kullandık. Booking.com veya benzer seyahat sitelerinin “etkinlik” kısımlarından da bilet alınabilir. Engelli ziyaretçiler için yine bir telafi mekanizması olarak %25 indirim imkânı sunuluyor. Telafi dedim çünkü bence birçok yerde kapsayıcı bir düzenleme sunulmadığından genelde indirimlere başvuruluyor. İndirimli bilet almak isteyenler uygulamayı kullanmalı. Ancak uygulama erişilebilir mi test etme fırsatım olmadı? Her şey o kadar üst üste geldi ve hızlı gelişti ki ben çoğunlukla bu tarz işleri eşime havale etmeyi tercih ettim. İnternette Disneyland ve engellilikle ilgili pek çok olumsuz yoruma denk geldim. Hem erişilebilirlik sorunları hem de tutum odaklı olumsuz yorumların çok fazla olması nedeniyle indirimli bilet almayı tercih etmedim. Neme lazım, bir de çocuğun doğum gününde orada sorun falan olur. Hiç gerek yok. Engellilik belgem İngilizce değil, belki de kabul edilmez, diye düşündüm. Sonuçta burası kâr amacı güden bir işletme, devlet destekli bir kültür sanat kurumu değil.

 

Parklarda farklı temalara ayrılmış bölgeler, çocuklara ve yetişkinlere yönelik çeşitli eğlence bölümleri ve Disney karakterleriyle karşılaşma alanları bulunuyor. Akşamüstü düzenlenen geçit töreni de karakterlerin gösterilerini izlemek için çok güzel bir fırsat. Akşam saatlerinde ise, yani kapanışa doğru, merkezdeki şato çevresinde ışık, müzik ve havai fişek gösterileri yapılıyor. Özetle hemen hemen her şey göze hitap ediyor.

 

Parka girince engellilikle ilgili gişeye uğradık. Bize aile boyu geçerli bir öncelik kartı verdiler. Bu kart aslında ücret karşılığında da satılan bir kart. Park çok kalabalık olabiliyor ve bazen insanlar bir oyuncağa binebilmek için bir saat sıra bekleyebiliyor. Parasını veren ise öncelikli geçiş kısmından neredeyse hiç sıra beklemeden geçebiliyor. Bu kartı verebilmek için bana bir form doldurttular ve parkta hep birinin bana eşlik edeceğine dair imza aldılar. Parkta herhangi bir erişilebilirlik düzenlemesi yok. Tek başıma gitsem veya yanımdaki kişiler de engelli olsa ciddi sorun yaşayabilirdik, diye düşünüyorum. Belki parka almak bile istemeyebilirlerdi.

 

Louvre Müzesi

 

Evet evet, doğru hatırladınız: Birkaç ay önce büyük bir soygunla gündeme gelen müze bu. Paris’in merkezinde, Seine Nehri kıyısında yer alır ve dünyanın en büyük sanat müzelerinden biri olarak kabul edilir. Eski bir saray olan yapı, bugün binlerce yıllık bir zaman aralığını kapsayan geniş bir koleksiyona ev sahipliği yapmaktadır. Müzede resim, heykel, arkeolojik eserler ve dekoratif sanatlar başta olmak üzere çok sayıda eser sergilenir; en bilinenleri arasında Mona Lisa, Venüs de Milo ve Hammurabi Kanunları yer alır. Biz sadece Mona Lisa ile tanışabildik. Louvre hem fiziksel büyüklüğü hem de koleksiyonunun çeşitliliği nedeniyle genellikle en az yarım günde gezilebilecek bir müzedir.

 

Biz yine biletlerimizi önceden aldık. Müze girişi kişi başı 75 Euro. Yine bir telafi mekanizması olarak engelli indirimi var. Müze, engelliler ve yanında onlara eşlik eden bir kişi için tamamen ücretsiz. Çocuklar da her koşulda ücretsiz olduğundan aile boyu hiç para vermeden biletlerimizi aldık. Tüm bu seyahat boyunca en takdir ettiğim şey, engelli indirimi olan biletleri alırken hiç sorun yaşamamış olmamızdı. Herkesin bilet aldığı ekrandan engelli seçeneğini işaretleyip biletimizi aldık. Ödeme gerekiyorsa kalan ödeme hesaplandı ve ödemeyi kartla yaptık. Girişte engelli kartı veya raporu ibraz etmek gerekeceği söylendi ve işte bu kadar. Ek işlem, belge yükleme, biriyle telefonlaşma veya e-posta ile belge gönderme gibi ek bir prosedür yoktu.

 

Takdirlerim burada sona eriyor maalesef. Müze için hiç para ödememiş olmam isabet olmuş. Hiçbir erişilebilirlik düzenlemesinin olmaması çok büyük bir hayal kırıklığı oldu. Müzeye giriş ücretsizdi fakat sesli rehber ücretliydi. Bir tane aldım. Akıllı telefondan bozma dokunmatik ekranlı bir cihaz verdiler bana. Odanın veya eserin yanındaki kodu görüp hiçbir erişilebilirliği olmayan dokunmatik ekrana kodu girip eserle ilgili bilgileri dinleyebilecekmişim.

 

Körler için dokunulabilir bir oda var dediler. Ona buna, karşımıza çıkan herkese sorduk. Kimse bilmiyor. Artık tam umudu kesmişken karşıdan gelen bir görevli o odayı görüp görmediğimizi sordu. Bu cevval arkadaş olmasaydı odayı bulamazdık. Odanın numarası 161 ve kapısında hiçbir şey yazmıyor. İçeride iki üç heykel var. Biraz da heykeltıraşlıkla ilgili materyal ve alt bilgisi verilmiş. Bunlara da dokunulabiliyor. Bir de dört farklı malzemeden yapılmış bir büst vardı. Aynı büstün materyale göre nasıl farklılaştığını hissetmek çok güzel. Fakat koskoca Louvre Müzesi’nin yapabileceği gerçekten bu mu? İnanılmaz bir hayal kırıklığıydı benim için. 

 

Hiç olmazsa sesli rehber erişilebilir olsaydı. Artık bunu yapmak çok kolay oysa. Müzedeki engelli tuvaletinin önüne bariyer çekilerek kapatılmış olması da cabası. İyi ki para almamışlar. Zaten paramın karşılığını alabileceğim bir şey yokmuş, diye düşündüm.

 

Notre-Dame Katedrali

 

Burası Paris’in merkezinde, Seine Nehri üzerinde bir adada yer alan ve Gotik mimarinin en önemli örneklerinden biri kabul edilen bir katedraldir. İnşasına 12. yüzyılda başlanmış, yüzyıllar içinde Paris’in hem dinî hem de tarihsel simgelerinden biri hâline gelmiştir. Belki hatırlarsınız, 2019 yılında çok büyük bir yangınla gündeme gelmişti. Neyse ki restorasyon tamamlanmış. Katedral, özellikle cephesindeki heykel süslemeleri, büyük gül pencereleri (rose window) ve iç mekândaki yüksek kemerleriyle dikkat çekiyormuş. Her ne kadar bu da bana hitap eden bir özellik olmasa da burasının büyüleyici atmosferi deneyimlenmeye değer. 

 

Cumartesi akşam saatlerinde gittiğimiz için ayin zamanına denk geldik. Bir süre kimse içeri alınmadı. Katedralin önündeki ayin bitince ayin içeride devam etti. Ziyaretçiler kendilerine ayrılmış bölümü gezerken bir yandan da canlı ilahiler söyleniyordu. Bir kör için bulunmaz bir nimet; güzel bir işitsel şölen.

 

Buraya giriş ücretsiz. Ancak inanılmaz bir sıra var. Engelli kartı burada da işe yaradı. Sıranın önündeki görevliye kartı gösterince bizi hemen içeri aldı. Eğer Paris’e giderseniz, hediyelik eşyaları katedral çevresindeki çoğunluğunun göçmen olduğunu sandığım minik esnaflardan alabilirsiniz. Hem çok çeşit var hem de daha ucuz.

 

Günde ortalama 20 bin adım attığımız Paris gezimiz bu kadardı. Gitmeden önce ufak bir gıda zehirlenmesi geçirdiğim için biraz zorlu bir başlangıç yapmış olsam da Fransa deneyimi 2025’in en güzel anılarının arasında yerini aldı. Erişilebilirlikle ilgili deneyimlerim çoğunlukla gözlemden ibaret. Eğer tek başıma olsaydım çok zorlanırdım diye düşünüyorum. Hiçbir şey imkânsız değil elbette. Bu yazdıklarım kimsenin cesaretini kırmasın. Yanınızda illa bir gören olmak zorunda değil. Biraz daha hazırlıklı olmak, teknolojiyi daha verimli kullanmak ve maceralara açık olmak yeter de artar bile körcül bir Paris keşfi yapmaya.

 


Sesli Dinle

Yorumlar

Bu yazı için henüz yorum yok.