Sevgili okuyucu, bu yazımda size sağlamcı bakışın bize dayattığı belki de bir çoğumuzun çokça acılar çektiğimiz bir durumdan bahsetmek istiyorum.
Gözlük mü takalım protez mi yaptıralım? Hangisini yaparsak sağlamcı anlayış bizimle iletişim kurar? Bize körlüğümüzü hissettirmez…
Ben kendi adıma söyleyeyim: Çocukluğumdan bu yana bu ikilemle yaşadım. Benim körlüğüm doğuştan yani göz çukurlarım boş. Yapan usta malzemeyi eksik koymuş, sağlamcı bakış bana doğuştan böyle hissettirdi en azından. Kırklı yaşlarıma kadar bu eksikliği gidermenin ve karşı tarafa yaranmanın yollarını aradım da aradım. İlk bulduğum yol protez göz yaptırmak oldu. Bir on yıl bu protezlerle mücadele etmeye çalıştım. Mücadele ettim diyorum çünkü göz yapım çokça küçük olduğu için yaptırdığım protezler uyum sağlamadı ve ben sırf sağlamcı bakış bana acımasın benimle iletişim kursun diye yıllarca bu protezleri acı çekerek kullandım.
Protezleri çıkartıp siyah gözlük taktığım da ise etrafımdan başlayarak, sokakta tanımadığım birçok insan zaten görmüyorsun neden gözlük takıyorsun söylemleriyle saldırmaya başladı bireysel alanıma. O zamanki bilincimle bu saldırılarla çok da baş edemedim ve tekrar bana acı veren protezleri kullanmaya başladım.
Kullanmak zorunda kalıyoruz çünkü yaşamımızda kendimiz olamıyoruz maalesef. Hele bir de gençlik var, bir özü güzele vurulmak var, bütün bu insana çokça yaraşan duygular bir araya geldiğinde şekilci anlayışla yüzleşmek zorunda kalıyoruz.
Sevgili Doğan Cüceloğlu'nun kişisel gelişim kitapları, yaşamımı olumlu yönde o kadar etkiledi ki yaşamımda kendim olmam gerektiğini fark edince kendi özüme dönüp sordum: "sen, ne istiyorsun? Protez takmak mı, gözlük takmak mı?” yetişmiş ve olgunlaşmış bir öz size hiç yalan söylemez. Bende özüme ve yaşamdaki kendi benliğime inandım ve sağlamcı bakışın çürümüşlüğünü bir tarafa bırakarak kendi istediğimi yaptım ve karizmatik bir siyah gözlük taktım.
Bu sağlamcı baskıyı hisseden dostlara önerim inanın yaşamınızda kendiniz olduğunuzda fiziki görünüşünüzle ilgili kararı siz verdiğinizde çokça mutlu hissediyorsunuz. Sorun kendinize protez takmak mı size iyi hissettiriyor, siyah gözlük takmak mı? Ve bunun kararını sağlamcı bakışın değer yargılarına göre değil kendi yaşam anlayışınıza göre siz verin.
Kendi çocukluğumdan örnek verecek olursam benim çocukluğum köyde geçti ve ben istisnalar hariç hiçbir arkadaşımın gözümle kaşımla ilgilendiğini hatırlamıyorum. Ancak köydeki birçok beden yetişkini insanların tavırlarıyla ve üsluplarıyla bana duygusal anlamda çok zor zamanlar yaşattıklarını söylemek durumundayım. Tabii burada bu insanların kötü niyetle oldukları için böyle davrandıklarını söylemek haksızlık olur. Sadece sağlamcı bakışın onlara öğrettiği kötü bir bilince sahiplerdi o kadar. Bu kirli bilinç o kadar etkili oluyor ki birçok insan etiketlenmemek ve elinde olmayan farklılıklarından dolayı sağlamcı cehaletin saldırısıyla karşı karşıya kalmamak için sokağa çıkmıyor, kendini ifade edemiyor. En temel hakkı olan yaşama hakkını sürekli ertelemek zorunda kalıyor. Yaşamını bir evin içine sığdırmak zorunda kalıyor.
Sağlamcı çoğunluktan ricamız dünyamız yepyeni bir çağa giriyor. Yapay zekâ çağı. Yaradılışları ya da var oluşları farklılık gösteren insanlar bu bilgi çağında aklını kullana bilen insanlarla birlikte yaşamayı düşlüyor. Hep birlikte düşlerimizi gerçeğe çevirebilir, yaşamı daha kolaylaştırıp paylaşa biliriz. hani eski bir şarkıda söylendiği gibi.
bu dünya bizim kirletmeyelim.
birbirimize zehretmeyelim.
Sağlamcı anlayıştan kurtulup insanca yaşayacağımız günlere özlemle.