Ana içeriğe git Paylaşıma git

Açık turkuaz zemin üzerinde avucunda dünya küresini tutan koyu turkuaz renkli bir el var. Dünyanın üzerinde yalnızca siyahla çizilmiş paralel ve meridyenler bulunuyor. Altta büyük harflerle ve yine koyu turkuaz renkte EEEH yazıyor. İlk E harfinin içinde eşit, ikinci E harfinin içinde engelsiz, üçüncü E harfinde erişilebilir ve H harfinin içinde hayat yazıyor. Sözcükler beyazla yazılmış.

56. Sayı: Erişebiliyorsan Eşit Hayat Ekim 2018

Yıl: 2018 | Ay: 10

Editör: Elif Emir Öksüz, Deniz Aydemir Döke, Meral Sözen

EEEH Dergi

Eşit, Erişilebilir, Engelsiz Hayat

 

Sayı: 56 Erişebiliyorsam Eşit Hayat

Ekim 2018

Editörler: Elif Emir Öksüz, Deniz Aydemir Döke, Meral Sözen.

Yazım Denetimi: Gülcan Altun, Pınar Yavuz.

Web Sorumlusu: Burak Sarı.

Ses Teknik Destek: Burak Sarı.

Yayınlayan: Engelsiz Erişim Derneği.

 

İletişim Bilgileri:

 

Web: http://eeeh.engelsizerisim.com

E-posta: eeehdergi@gmail.com

Facebook: www.facebook.com/eeehdergi

Twitter: www.twitter.com/eeehdergi

 

 

 

 

 

 

Editörden

Ekim Ayı’nın gelmesi, sonbaharın kendini iyice göstermesi demek – ama bizim için aynı zamanda Beyaz Baston Festivali ve bağımsız hareketin kutlanması demek. Bu kutlama, yazarlarımızın en güzel yazılarını derlediğimiz sayımızla daha anlamlı, daha şenlikli ve daha heyecanlı. Fazla oyalanmadan okumaya başlayalım çünkü birbirinden güzel tam 14 yazı bizi bekliyor.

Elif Emir Öksüz, bizlere “Merhaba Gençlik” diye başlayarak sesleniyor ve toplumun engellilerden kısıtlı beklentilerinin ötesine neden geçmemiz gerektiğini anlatıyor. Engellilerden beklentisi olmayan insanlar toplumun yalnızca bir kısmını oluşturuyor; Meral Sözen, “İyi İnsanlar A’dan Z’ye Sıralı Tam Liste” başlıklı yazısında hiç kimseyi atlamadan engelliliğe yönelik yaygın toplumsal tutumları paylaşıyor.

Mihri İlke Çeperli ise toplumsal önyargıları ayna gibi yansıtan kendi romantik ilişki deneyimlerinden bahsediyor “İlk Görüşte Aşk”’ta.

Benzer şekilde, Burak Sarı da “Aşk Zincir Tanımaz” başlıklı yazısında, aşkın devrimsel bir eylem olduğunu bir kez daha hatırlatıyor.

Buradan her ayın ama en çok festival ayımızın meselesi, bağımsızlık konusuna geçiyoruz ve konuyu Beyza Ünal’ın Bağımsız Yaşam felsefesinin kendisine ne ifade ettiğinden bahsettiği “Benim İçin Bağımsız Yaşam…” yazısı ile açıyoruz.

Engin Yılmaz, aşil tendonunun kopmasıyla yaşadığı farklı bir sakatlık deneyimine bugüne kadar öğrendiklerine dayanarak getirdiği çözümleri ve bağımsızlık mücadelesini tekrar kazanmasını anlatıyor “Bedenimin Koltuk Değnekleriyle İmtihanı”nda.

Canan Çam Yücel ise “Bağımsız Hareketin Sırrı Bastonda Saklı” diyerek, bizlere bastonun görme engelli öğrencilerinin hayatlarındaki yerini aktararak, bastonun küçük yaşlardan itibaren kullanılmasının önemini hatırlatıyor.

Bahar Yavuz’un tek başına çıktığı yurtdışı seyahatinde yaşadıklarını paylaştığı yazısı “Yolculuk Türküsü II” ise bastonun özgürleştirici etkisini taa içimizde hissettiriyor ve hepimizi yeni yolculuklara heveslendiriyor.

“Yaz Geldi Böyle Oldu”’ başlıklı yazısında Mürşide Ciğerlioğlu da geri adım atmadan hayatın içine karıştığında içine düştüğü bazı durumlardan ve yaşanıp bittikten sonra, bunlara nasıl gülebildiğinden bahsediyor.

Eylem Yurtsever ise “Bastonumuza Kişilik Kazandırmak” başlıklı yazısında, herkese, gününün bir kısmını birlikte geçirdiği bastonlarını kendi keyfine göre kişiselleştirmesini öneriyor.

Bu sayıda birkaç önerimiz de bebeklerle ilgili… “Bebek Bakımına Dair Körcül İpuçları”’nda, kör bir anne adayı olarak Deniz Aydemir Döke bize kendi okuduklarını derliyor ve herkesin kendi işine yarayan yöntemi bulmasının önemli olduğunu hatırlatıyor.

Bebek demişken, Pınar Yavuz’un engelli oyuncak bebekler yapan Serpil Acar ile yaptığı söyleşiyi “Serpil Acar’ın Bebekleri” başlıklı yazısından okuyabilirsiniz.

Son olarak, Gülcan Altun teknolojinin erişilebilirliğin ve bağımsız yaşamın sağlanmasındaki rolüne değiniyor “Öylesine…” kaleme aldığı yazısında

ve Sevgi Mart da onu iki önemli örnekle destekliyor. Görme Engelliler Teknoloji ve Eğitim Laboratuvarı GETEM’e ve Sesli Betimleme Derneği SEBEDER’e teşekkürlerini sunuyor, bağımsız bir şekilde kitap okuyabilmesini ve film izlemesini sağladıkları için.

Bizler de bu güzel yazıları bir kez daha okuduğunuz için hepinize teşekkür ediyoruz. Bir sonraki ay yeni yazılarla görüşmek üzere…

Dergi İçeriği

Paylaş

Facebook'ta paylaş
Google+'da paylaş